Haftanın Öne Çıkan Gelişmeleri: Küresel Finans ve Kripto Piyasaları Temkinli

2025-12-30 01:51:47
Yeni Başlayan
Finans
Kripto para piyasalarındaki son gelişmeleri, öne çıkan projeleri ve yatırım fırsatlarını tek bir bültende keşfedin. Piyasa analizleri, önemli duyurular ve sektörel özetlerle kripto dünyasının nabzını tutun.

Kripto para piyasalarındaki son gelişmeleri, öne çıkan projeleri ve yatırım fırsatlarını tek bir bültende keşfedin. Piyasa analizleri, önemli duyurular ve sektörel özetlerle kripto dünyasının nabzını tutun.

22.12.2025 / 26.12.2025

Özet

Son dönemde kripto varlıklar ve küresel finans piyasaları, belirsizliklerin arttığı ve köklü dönüşümlerin eş zamanlı yaşandığı bir sürece girmiş durumda. ABD’de işlem gören spot Bitcoin ETF’leri haftalık bazda toplam 497 milyon dolarlık net çıkış kaydederken, özellikle BlackRock’un IBIT fonundan yaşanan yoğun çözülme, kurumsal yatırımcıların kısa vadede daha temkinli bir duruş sergilediğini ortaya koydu. Japonya Merkez Bankası’nın yaklaşık otuz yıldır devam eden negatif faiz politikasını sonlandırarak faiz artırımına gitmesi ise küresel likidite koşullarının daha sıkı bir döneme dönüşebileceğine dair güçlü bir işaret olarak değerlendirildi. Ripple CTO’su David Schwartz, XRP’nin fiyat hareketlerinden çok, 4 milyarı aşan hızlı ve düşük maliyetli işlem hacmiyle gerçek kullanım alanları yarattığını vurgulayarak kripto piyasalarındaki aşırı “fiyat merkezli” yaklaşımı eleştirdi. ABD’de 2025 yılı boyunca birleşme ve satın alma hacminin 8,6 milyar dolara ulaşması, sektörün kurumsal anlamda daha olgun bir yapıya geçtiğini gösterirken, Bitcoin’deki sert geri çekilmeye rağmen Strategy CEO’sunun uzun vadeli iyimserliğini koruması, kurumsal aktörlerin kriptoya olan inancının sürdüğünü simgeleyen önemli bir mesaj olarak öne çıktı.

Spot Bitcoin ETF’lerinde Sert Çıkış

1
ABD’de işlem gören spot Bitcoin ETF’leri, son haftada yatırımcı tarafında belirgin bir duraksamaya işaret eden bir tablo ortaya koydu. Haftalık 497 milyon dolarlık net çıkış yaşanması, özellikle kısa vadede risk alma isteğinin zayıfladığını gösterdi. Bu süreçte kurumsal yatırımcıların daha dikkatli bir şekilde hareket etmesi, fonlardan çıkan sermaye miktarında net biçimde hissedildi.

Çıkışların merkezinde ise piyasanın en büyük spot Bitcoin ETF’lerinden biri yer aldı. BlackRock’un IBIT fonu, yaklaşık 240 milyon dolarlık net çıkışla haftanın en dikkat çeken verisini oluşturdu. Bu tutar, toplam çıkışların neredeyse yarısını temsil ederek ETF piyasasında algının nasıl değiştiğine dair güçlü bir gösterge sundu.

Piyasa uzmanları, bu gelişmeyi yalnızca kriptoya özgü bir durum olarak değerlendirmiyor. Bitcoin fiyatındaki dalgalı seyir, ABD Merkez Bankası’nın para politikasına yönelik belirsizlikler ve küresel ölçekte süren makroekonomik baskılar, yatırımcı davranışlarını doğrudan etkiliyor. Özellikle tahvil faizlerindeki yükseliş ve doların güç kazanması, yüksek oynaklığa sahip varlıklara olan talebi sınırlayan unsurlar arasında öne çıkıyor.

Buna rağmen, ETF’lerden yaşanan bu çıkışların uzun vadeli görünüm açısından tek başına belirleyici olmadığı da vurgulanıyor. Analistlere göre spot ETF’ler, doğası gereği kısa vadeli sermaye hareketlerine oldukça açık ürünler. Geçmişte benzer ölçekteki çıkışların ardından güçlü fon girişlerinin görüldüğü dönemler olduğu hatırlatılıyor.

Önümüzdeki süreçte gözler, ABD’den açıklanacak enflasyon verileri ve Fed yetkililerinin vereceği mesajlarda olacak. Bu başlıklar, kurumsal yatırımcıların yeniden risk alma eğilimine girip girmeyeceğini ve spot Bitcoin ETF’lerine yönelik talebin yönünü belirlemede kritik rol oynayacak. Şu aşamada genel tablo, piyasanın bekle-gör moduna geçtiğini ortaya koyuyor.

Japonya Merkez Bankası’ndan Tarihi Adım

2
Japonya Merkez Bankası (BoJ), uzun süredir küresel piyasaların yakından izlediği para politikasında köklü bir değişikliğe gitti. Banka, Aralık 2025’te gerçekleştirilen toplantı sonrası politika faizini 25 baz puan artırarak %0,75 seviyesine taşıdı. Bu karar, Japonya’nın yaklaşık otuz yıldır sürdürdüğü negatif faiz döneminin fiilen sona erdiğini teyit eden güçlü bir adım oldu.

Söz konusu hamle, yalnızca Japonya ekonomisi için değil, küresel finansal denge açısından da sembolik bir anlam taşıyor. Deflasyonla mücadele, zayıf iç talep ve düşük ücret artışları nedeniyle yıllarca ultra gevşek para politikası izleyen BoJ, son dönemde enflasyon dinamiklerinin daha kalıcı hale gelmesiyle birlikte politika yönünü değiştirdi. Banka yetkilileri, fiyat artışlarının artık geçici faktörlerle sınırlı olmadığını ve ücretlerdeki yükselişin ekonomik toparlanmayı desteklediğini vurguladı.

BoJ cephesinden yapılan açıklamalarda, bu faiz artışının agresif bir sıkılaşma sürecinin başlangıcı olmadığı özellikle belirtildi. Para politikasının genel çerçevesinin hâlâ destekleyici olduğu ifade edilirken, negatif faiz uygulamasının mevcut ekonomik koşullarda anlamını yitirdiği mesajı verildi. Enerji maliyetlerindeki dengelenme, iç tüketimde toparlanma ve küresel ticaretteki normalleşme, kararın arkasındaki başlıca unsurlar arasında yer aldı.

Kararın ardından piyasalardaki ilk tepki döviz cephesinde görüldü. Japon yeni, diğer büyük para birimleri karşısında güçlenirken, devlet tahvili getirilerinde de yükseliş yaşandı. Bu gelişme, uzun yıllardır düşük faizli yen üzerinden kurulan taşıma işlemlerinin (carry trade) geleceğine dair soru işaretlerini yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, Japonya’daki faiz artışlarının küresel sermaye hareketleri üzerinde zamanla daha belirgin etkiler yaratabileceğini belirtiyor.

Riskli varlıklar ve kripto piyasaları açısından bakıldığında ise bu karar, küresel likidite koşullarında kademeli bir sıkılaşma sürecinin habercisi olarak değerlendiriliyor. Japonya’nın yıllar boyunca küresel finans sistemine dolaylı likidite sağlayan önemli aktörlerden biri olması, BoJ’un attığı bu adımı daha da kritik hale getiriyor.

Analistlere göre BoJ, bundan sonraki süreçte aceleci davranmaktan kaçınacak ve adımlarını ekonomik veriler doğrultusunda atacak. Faiz artışlarının sınırlı ve kontrollü şekilde ilerlemesi beklenirken, Japonya’nın negatif faiz dönemini resmen geride bırakması şimdiden para politikası tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak yerini almış durumda.

Ripple CTO’su David Schwartz’tan XRP Vurgusu

3
Ripple’ın Teknoloji Direktörü David Schwartz, kripto projelerinin yalnızca piyasa fiyatı üzerinden yargılanmasını doğru bulmadığını belirterek, esas ölçütün gerçek kullanım ve yaygınlık olması gerektiğini dile getirdi. Sosyal medya paylaşımında Schwartz, XRP Ledger’ın bugüne kadar 4 milyarı aşan sayıda hızlı ve düşük maliyetli işlem gerçekleştirdiğine dikkat çekerek, bunun sektörde ender rastlanan somut bir kullanım başarısı olduğunu vurguladı.

Schwartz’a göre kripto ekosisteminin büyük bölümü hâlâ spekülasyon odaklı bir değerleme anlayışıyla hareket ediyor. Fiyat hareketlerinin çoğunlukla kısa vadeli beklentiler ve piyasa psikolojisiyle şekillendiğini ifade eden Ripple CTO’su, buna karşılık ağların sunduğu teknolojik kapasite, işlem hacmi ve gerçek hayattaki kullanım oranlarının çok daha kalıcı ve anlamlı göstergeler olduğunu savundu. Bu noktada XRP’nin, özellikle sınır ötesi ödemeler ve finansal altyapı çözümlerinde birçok rakip blokzincire kıyasla daha işlevsel bir konumda yer aldığını söyledi.

David Schwartz, XRP Ledger’ın teknik verimliliğine de özel bir parantez açtı. İşlemlerin saniyeler içinde sonuçlanması ve maliyetlerin son derece düşük seviyelerde kalması, ağı kurumsal aktörler için cazip bir çözüm haline getiriyor. Schwartz, bu avantajların yalnızca teorik bir potansiyel olmadığını; bankalar, ödeme şirketleri ve finansal kuruluşlar tarafından aktif şekilde kullanıldığını belirtti. Ona göre 4 milyarı aşan işlem sayısı, XRP’nin yeterince benimsenmediği yönündeki eleştirilere güçlü bir yanıt niteliği taşıyor.

Ripple CTO’su ayrıca, kripto piyasalarında sıkça karşılaşılan “yüksek fiyat = başarı” algısının yanıltıcı olabileceğine dikkat çekti. Bazı projelerin yüksek piyasa değerlerine rağmen sınırlı kullanım sunduğunu ifade eden Schwartz, XRP’nin ise fiyat dalgalanmalarından bağımsız olarak çalışan, gerçek ihtiyaçlara çözüm üreten bir altyapı sunduğunu dile getirdi. Bu yaklaşımın, Ripple’ın uzun vadeli olarak benimsediği “gerçek dünya problemlerine odaklanan blokzincir” vizyonuyla örtüştüğünü de sözlerine ekledi.

ABD’de 2025’te Kripto Sektöründe Rekor Birleşme ve Satın Almalar

4
ABD kripto sektörü, 2025 yılı boyunca şimdiye kadarki en yoğun birleşme ve satın alma (M&A) dönemlerinden birini yaşadı. Yıl genelinde toplam 267 birleşme ve satın alma işlemi gerçekleşirken, bu anlaşmaların toplam değeri 8,6 milyar dolar olarak kaydedildi. Bu rakamlar, kripto piyasalarının kurumsal olgunluğa doğru hızla ilerlediğini gösteren önemli bir işaret olarak yorumlanıyor.

Uzmanlara göre bu artışın arkasında birkaç temel faktör bulunuyor. Öncelikle, ABD’de regülasyonların daha net hale gelmesi, büyük şirketlerin ve yatırım fonlarının kripto sektörüne daha güvenle adım atmasını sağladı. Belirsizliklerin azalması, özellikle altyapı, saklama hizmetleri, blokzincir yazılımları ve veri analitiği alanlarında faaliyet gösteren şirketleri cazip satın alma hedefleri haline getirdi.

Birleşme ve satın almaların önemli bir bölümü, kurumsal hizmet sağlayıcıları ile blokzincir altyapı şirketleri arasında gerçekleşti. Büyük finans ve teknoloji firmaları, kriptoya sıfırdan girmek yerine, mevcut uzman ekipleri ve hazır teknolojileri bünyelerine kattı. Bu strateji, hem zaman tasarrufu sağladı hem de regülasyon uyumunu kolaylaştırdı.

Analistler, 8,6 milyar dolarlık toplam işlem hacminin yalnızca finansal bir büyüklük değil, aynı zamanda kriptonun ana akım finansla entegrasyonunun hızlandığını gösteren sembolik bir eşik olduğunu belirtiyor. Özellikle bankalar, varlık yönetim şirketleri ve ödeme devlerinin bu süreçte daha aktif rol alması, kripto sektörünün “niş” bir alan olmaktan çıktığını ortaya koyuyor.

Bununla birlikte, artan birleşme ve satın almalar bazı endişeleri de beraberinde getiriyor. Merkeziyetsizlik savunucuları, sektörün giderek daha fazla büyük oyuncunun kontrolüne girmesinin uzun vadede rekabeti azaltabileceğini savunuyor. Diğer yandan kurumsal bakış açısı, bu konsolidasyon sürecinin sektöre istikrar, güven ve sürdürülebilir büyüme getireceği görüşünde birleşiyor.

2025 verileri, ABD kripto sektörünün artık erken deneysel aşamayı geride bıraktığını ve kurumsal ölçekli bir endüstri haline geldiğini net şekilde ortaya koyuyor. Uzmanlar, bu trendin önümüzdeki yıllarda da devam etmesini ve daha büyük çaplı satın almaların gündeme gelmesini bekliyor.

Strategy CEO’su Geri Adım Atmıyor

5
​​Strategy (MSTR), Bitcoin fiyatındaki sert geri çekilmeye rağmen stratejik duruşunu korumaya devam ediyor. Bitcoin’in 87.000 dolar seviyesinin altına sarkmasının ardından şirketin bilançolarında ciddi değer kayıpları oluşurken, Strategy CEO’su Michael Saylor piyasalara verdiği mesajla dikkatleri üzerine çekti. CEO, kısa vadeli fiyat hareketlerinin şirketin uzun vadeli Bitcoin vizyonunu değiştirmediğini vurguladı.

Strategy, son yıllarda Bitcoin’i ana rezerv varlık olarak konumlandıran en agresif kurumsal oyunculardan biri olarak öne çıkıyor. Şirket, borçlanma ve sermaye artırımı gibi yöntemlerle düzenli olarak BTC alımları gerçekleştirmiş, bu yaklaşımıyla hem destek hem de eleştiri toplamıştı. Bitcoin fiyatının zirve seviyelerden geri çekilmesiyle birlikte Strategy’nin portföyünde milyarlarca dolarlık kağıt zararı oluştuğu hesaplanıyor.

CEO tarafından yapılan açıklamada, Bitcoin’in kısa vadeli volatilitesinin şirket açısından “beklenen ve yönetilebilir” olduğu ifade edilirken, asıl odak noktasının uzun vadeli değer saklama ve dijital kıtlık anlatısı olduğu vurgulandı. Açıklamalarda ayrıca Bitcoin’in küresel para politikaları, enflasyon ve finansal sistemdeki belirsizlikler karşısında stratejik bir varlık olmaya devam ettiği görüşü öne çıktı.

Piyasa analistleri, Strategy’nin bu tutumunun şirket hisselerinde dalgalanmaya yol açabileceğini ancak kripto ekosistemi açısından kurumsal kararlılığın önemli bir sinyal olduğunu belirtiyor. Özellikle ETF’ler ve kurumsal fonlar üzerinden Bitcoin’e olan ilginin arttığı bir dönemde, Strategy’nin duruşu sektör için sembolik bir anlam taşıyor.

292 Milyon Dolarlık Ether Transferi Piyasayı Tedirgin Etti

6
Kripto piyasalarında “10/10 balinası” olarak bilinen ve 10 Ekim’deki sert piyasa çöküşünden hemen önce açtığı kısa pozisyonlarla yaklaşık 200 milyon dolara yakın kazanç elde eden gizemli yatırımcı yeniden gündeme geldi. Zincir üstü veriler, bu balinanın bugün 292 milyon dolar değerinde Ether’i Binance borsasına transfer ettiğini ortaya koydu.

Bu büyük transfer, piyasada olası bir satış baskısı ihtimalini gündeme getirirken yatırımcılar arasında belirsizlik yarattı. Özellikle Ether fiyatının kritik destek seviyelerinde seyrettiği bir dönemde gerçekleşen bu hamle, balinanın yeni bir pozisyon hazırlığında olabileceği yönünde spekülasyonlara yol açtı.

Analistler, bu tür büyük ölçekli transferlerin her zaman doğrudan satış anlamına gelmediğini vurgulasa da, söz konusu balinanın geçmişteki zamanlaması nedeniyle piyasa tarafından yakından izlendiğini belirtiyor. “10/10 balinası”nın daha önceki hamleleri, piyasa düşüşleriyle yüksek korelasyon göstermişti.

Zincir üstü veri uzmanları, balinanın hareketlerinin yalnızca fiyat değil, türev piyasalardaki açık pozisyonlar ve fonlama oranları açısından da dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade ediyor. Önümüzdeki günlerde Ether piyasasında volatilitenin artabileceği yönünde beklentiler güç kazanmış durumda.

Rusya’dan ABD ile Nükleer Santral Masası

7
Rusya ile Amerika Birleşik Devletleri arasında uzun süredir donuk seyreden enerji diplomasisi, nükleer santraller üzerinden yeniden hareketlenirken görüşmelere dair ortaya çıkan Bitcoin detayı uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti. Taraflar arasında nükleer enerji işbirlikleri, teknoloji paylaşımı ve finansman modelleri üzerine yapılan temaslarda, geleneksel ödeme ve finans sistemlerinin yanı sıra dijital varlıkların da dolaylı biçimde gündeme gelmesi, enerji-jeopolitik-kripto kesişimini bir kez daha öne çıkardı.

Görüşmelerin ana eksenini, yeni nesil nükleer santral projeleri, mevcut tesislerin modernizasyonu ve yakıt tedarik zincirlerinin güvenliği oluşturuyor. Rusya, sahip olduğu nükleer teknoloji ve inşaat tecrübesiyle küresel ölçekte önemli bir aktör konumunda bulunurken; ABD ise hem enerji güvenliğini artırmak hem de stratejik nüfuzunu korumak amacıyla bu alandaki temasları yakından takip ediyor. Ancak bu kez masadaki başlıklar yalnızca teknik ve diplomatik çerçeveyle sınırlı kalmadı.

Finansman ve Ödeme Modellerinde Yeni Arayışlar

Son yıllarda Rusya’ya uygulanan yaptırımlar, özellikle büyük ölçekli enerji projelerinin finansmanı konusunda alternatif çözümleri zorunlu hale getirdi. Bu noktada, geleneksel bankacılık sistemlerine bağımlılığı azaltacak yeni ödeme ve değer transfer yöntemleri gündeme gelmeye başladı. Bitcoin ve diğer dijital varlıklar, doğrudan bir ödeme aracı olarak kullanılmasa bile, sınır ötesi değer transferi, bilanço çeşitlendirmesi ve finansal esneklik açısından potansiyel bir araç olarak değerlendiriliyor.

Diplomatik kaynaklara göre Bitcoin, nükleer santral anlaşmalarının merkezinde yer almıyor; ancak finansal sistemlerin kırılganlığı ve yaptırım riskleri konuşulurken örneklenen alternatifler arasında anılması bile önemli bir sinyal olarak görülüyor. Bu durum, kripto varlıkların artık yalnızca yatırım veya spekülasyon konusu değil, jeopolitik tartışmaların dolaylı bir parçası haline geldiğini gösteriyor.

Enerji, Bitcoin ve Jeopolitik Bağlantı

Bitcoin’in enerji tüketimi uzun süredir tartışma konusu olurken, nükleer enerji ile ilişkilendirilmesi bir çelişkiyi de beraberinde getiriyor. Bir yandan düşük karbonlu, kesintisiz enerji üretimi sunan nükleer santraller; diğer yandan yüksek enerji ihtiyacıyla bilinen Bitcoin madenciliği. Son yıllarda bazı ülkelerde nükleer veya fazla enerji kapasitesinin dijital varlık madenciliğinde kullanılması fikri daha yüksek sesle dile getirilmeye başlanmış durumda.

Rusya’nın geniş enerji kaynakları ve nükleer altyapısı, teorik olarak bu tür senaryolar için elverişli bir zemin sunuyor. ABD tarafında ise Bitcoin’in ulusal güvenlik, enerji politikası ve finansal istikrar üzerindeki etkileri daha temkinli bir çerçevede ele alınıyor. Bu nedenle Bitcoin’in masaya dolaylı biçimde gelmesi, iki ülkenin teknoloji ve finans algılarındaki farkı da ortaya koyuyor.

Uzmanlara göre, bu gelişme kripto varlıkların küresel diplomaside giderek daha fazla referans noktası haline geldiğinin bir göstergesi. Bitcoin’in doğrudan bir anlaşma unsuru olmasa bile, yaptırımlar, ödeme sistemleri ve enerji güvenliği konuşulurken gündeme gelmesi, dijital varlıkların artık göz ardı edilemeyecek bir unsur olduğunu ortaya koyuyor.

Özellikle enerji gibi stratejik sektörlerde, finansman modellerinin çeşitlenmesi ve alternatif sistemlerin tartışılması, kripto paraların uzun vadede devletler arası ilişkilerde daha görünür bir rol üstlenebileceğine işaret ediyor.

Sorumluluk Reddi
* Yasal Uyarı 1: Bu içerik, yatırım tavsiyesi niteliğinde değildir. Dijital varlık alım-satımını teşvik etmeyi amaçlamaz, yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Kripto varlıklar yüksek risk içerir ve ciddi fiyat dalgalanmalarına maruz kalabilir. Yatırım kararı vermeden önce kendi finansal durumunuzu değerlendirmeli ve kararınızı bağımsız olarak vermelisiniz.
* Yasal Uyarı 2: Makalede yer alan veriler ve grafikler yalnızca genel bilgilendirme amacıyla sunulmuştur. Tüm içerikler özenle hazırlanmış olsa da, olası hata veya eksikliklerden dolayı sorumluluk kabul edilmez. Gate Akademi ekibi bu içeriği farklı dillere çevirebilir. Hiçbir çeviri makale, kopyalanamaz, çoğaltılamaz veya izinsiz dağıtılamaz.

Paylaş

İçindekiler

Spot Bitcoin ETF’lerinde Sert Çıkış

Japonya Merkez Bankası’ndan Tarihi Adım

Ripple CTO’su David Schwartz’tan XRP Vurgusu

ABD’de 2025’te Kripto Sektöründe Rekor Birleşme ve Satın Almalar

Strategy CEO’su Geri Adım Atmıyor

292 Milyon Dolarlık Ether Transferi Piyasayı Tedirgin Etti

Rusya’dan ABD ile Nükleer Santral Masası

sign up guide logosign up guide logo
sign up guide content imgsign up guide content img
Sign Up

İlgili Makaleler

Yeni SEC Başkanı Paul Atkins Kimdir?
Orta Seviye

Yeni SEC Başkanı Paul Atkins Kimdir?

Paul Atkins’in atanması, zor durumda olan kripto endüstrisine yeni bir ivme kazandırdı. Kripto yanlısı tutumu, SEC, CFTC ve Trump yönetiminden gelen son kripto dostu sinyallerle birleşince, patlayıcı bir endüstri büyümesi için uygun bir zemin oluşturdu. Düzenleyici tutumdaki bu değişim, sadece kurumsal sermaye girişlerini hızlandırmakla kalmayacak, aynı zamanda uzun süredir uyumluluk sorunlarıyla mücadele eden kripto firmalarına daha net bir yol haritası sunabilir.
2025-04-29 14:40:42
Aralık 2025 Kripto Özeti: Piyasayı Şekillendiren Kritik Dönüm Noktaları
Yeni Başlayan

Aralık 2025 Kripto Özeti: Piyasayı Şekillendiren Kritik Dönüm Noktaları

Kripto piyasaları, regülasyonlar ve kurumsal adımların öne çıktığı yoğun bir dönemden geçti.
2026-01-05 07:42:07
MicroStrategy Nedir, Nasıl Çalışır?
Yeni Başlayan

MicroStrategy Nedir, Nasıl Çalışır?

Bu makale, MicroStrategy'in gelişim tarihini, işleyiş mekanizmasını, avantajlarını ve risklerini tanıtıyor ve potansiyel olarak çökmesine neden olabilecek ana değişkenleri analiz ediyor. Ayrıca benzer şirketleri karşılaştırıyor ve MicroStrategy'in gelecekteki gelişim trendlerini araştırıyor.
2025-04-18 12:18:51