Truebit Olayı, Kriptoda Güvenliğin Koddan Önce Davranış Olduğunu Hatırlatıyor

2026-01-26 09:01:48
Yeni Başlayan
Güvenlik
Truebit hack’i, DeFi’de güvenliğin yalnızca platformlarla değil, kullanıcı davranışları ve görünmeyen altyapı riskleriyle şekillendiğini gösteriyor.

Truebit hack’i, DeFi’de güvenliğin yalnızca platformlarla değil, kullanıcı davranışları ve görünmeyen altyapı riskleriyle şekillendiğini gösteriyor.

Ocak ayının ilk günlerinde yaşanan Truebit protokolü hack’i, 2026’nın en dikkat çekici DeFi güvenlik olaylarından biri olarak kayda geçti. Yaklaşık 26 milyon dolarlık ETH kaybıyla sonuçlanan bu saldırı, ilk bakışta klasik bir “akıllı sözleşme açığı” vakası gibi görünse de, arka planında hem teknik hem de yapısal açıdan dikkatle incelenmesi gereken önemli detaylar barındırıyor.

Truebit, Ethereum ekosisteminde hesaplama doğrulama ve off-chain işlem yüklerini optimize etmeyi amaçlayan bir protokol olarak konumlanıyordu. Bu tür altyapı protokolleri, doğrudan kullanıcı arayüzünden çok, diğer uygulamalar ve sistemler tarafından kullanılan temel yapı taşları oldukları için, güvenlik açıkları genellikle daha geniş bir etki alanı yaratma potansiyeline sahiptir.

Saldırı Nasıl Gerçekleşti?

Gerçekleşen saldırı, Truebit’in akıllı sözleşmelerinden birinde yer alan mantıksal bir zafiyetin istismar edilmesiyle başladı. Bu tür saldırılar, çoğu zaman “kod yanlış yazıldı” gibi basit bir nedene indirgenir; ancak pratikte durum çok daha karmaşıktır. Buradaki temel problem, sözleşmenin belirli bir senaryoda beklenmeyen bir işlem sırasına izin vermesiydi.

Saldırgan, protokolün doğrulama ve ödüllendirme mekanizmasını hedef alarak, sistemin normalde tek seferlik ya da sınırlı çalışması gereken bir fonksiyonunu tekrarlı ve kontrolsüz biçimde tetikleyebildi. Bu sayede, protokol içinde kilitli bulunan ETH’ler adım adım saldırganın kontrolündeki adreslere aktarıldı.

Bu tür exploit’lerde kritik olan nokta şudur: Saldırgan sistemin dışına çıkmaz; tam tersine, sistemin izin verdiği ama tasarlanırken öngörülmemiş bir yolu kullanır.

Yani blockchain üzerinde bakıldığında işlemler “geçerli”, imzalar “doğru” ve çağrılar “kurallara uygun” görünür. Sorun, bu çağrıların bir araya geldiğinde yaratabileceği sonucun yeterince test edilmemiş olmasıdır.

Neden Bu Açık Fark Edilmedi?

Truebit gibi DeFi protokolleri genellikle birden fazla denetimden (audit) geçmiş olur. Bu durum, kullanıcılar ve yatırımcılar için doğal bir güven algısı yaratır. Ancak denetimler, tüm olası senaryoları kapsayan mutlak bir güvenlik garantisi değildir. Özellikle karmaşık iş mantığına sahip protokollerde, uç senaryolar çoğu zaman gözden kaçabilir.

Bu vakada da sorun, temel bir sözdizimi hatasından değil; sözleşmeler arası etkileşimlerin ve nadir gerçekleşmesi beklenen durumların yeterince simüle edilmemesinden kaynaklandı. Saldırgan, sistemin normal kullanıcı davranışının dışında kalan bir kombinasyonu kullanarak, denetim süreçlerinde görünmeyen bir zayıf noktayı açığa çıkardı.

Bu durum, DeFi güvenliğinde sıkça karşılaşılan bir gerçeği tekrar hatırlatıyor: Kod doğru çalışabilir, ancak yanlış bağlamda doğru çalışan kod da bir risk oluşturabilir.

Saldırı Sonrası Ne Oldu?

Saldırının fark edilmesinin ardından Truebit ekibi, protokoldeki ilgili sözleşmeleri durdurarak acil müdahalede bulundu. Bu tür olaylarda zamanlama kritik öneme sahiptir; çünkü saldırı ne kadar erken tespit edilirse, zincir üzerindeki kayıp o kadar sınırlı tutulabilir. Ancak bu vakada, saldırganın önemli miktarda varlığı protokolden çıkarmayı başardığı görüldü.

Takip eden süreçte ekip, saldırının teknik analizini kamuoyuyla paylaşarak hangi bileşenin nasıl istismar edildiğini açıkladı. Aynı zamanda, kalan fonların korunması ve gelecekte benzer bir saldırının tekrar etmemesi için sözleşme mimarisinde değişiklikler yapılacağı duyuruldu.

Bu noktada dikkat çeken unsur, saldırının ardından verilen mesajlardan çok, ekosistemin genel tepkisi oldu. Olay, yalnızca Truebit özelinde değil; DeFi altyapı protokollerinin güvenliği, denetim süreçlerinin yeterliliği ve kullanıcıların dolaylı riskleri açısından daha geniş bir tartışmayı beraberinde getirdi.

Bu Hack Neden Önemli?

Truebit hack’i, DeFi dünyasında güvenliğin yalnızca “kullanıcı arayüzü” ya da “popüler protokol” seviyesinde ele alınamayacağını bir kez daha gösterdi. Altyapı katmanında yaşanan bir zafiyet, doğrudan kullanıcı etkileşimi olmasa bile, ekosistemin tamamı için sistemik bir risk oluşturabilir.

Bu olay aynı zamanda şu gerçeği de ortaya koyuyor: Bir protokolün hack’lenmesi, yalnızca o protokolü kullananları değil; kripto ekosistemine güvenen tüm kullanıcıları dolaylı olarak etkiler. Çünkü güven, tekil projeler üzerinden değil, genel davranış ve algı üzerinden inşa edilir.

Bu noktadan sonra sorulması gereken soru, “hangi protokol hack’lendi?” değil; “Bu tür bir saldırı, kullanıcı açısından hangi riskleri görünür kılıyor?” olmalıdır.

Bu Hack’te Kullanıcı Nerede Duruyor?

Doğrudan Hedef Olmasa Bile Neden Bu Olay Kullanıcıyı İlgilendiriyor?

Truebit hack’i, yüzeyden bakıldığında kullanıcıyı doğrudan hedef alan bir saldırı gibi görünmüyor. Ne bir cüzdan ele geçirildi, ne bir phishing kampanyası yürütüldü, ne de kullanıcıların bireysel anahtarları sızdırıldı.

Bu nedenle birçok kullanıcı için ilk refleks şu oluyor: “Bu benim başıma gelmedi, beni ilgilendirmiyor.”

Tam da bu noktada, kripto ekosisteminde güvenliğe dair en yaygın ve en tehlikeli yanılgı devreye giriyor.

Kriptoda risk, yalnızca doğrudan maruz kalınan olaylarla sınırlı değildir. Özellikle DeFi ve altyapı protokollerinde yaşanan hack vakaları, kullanıcıyı dolaylı ama sistemik biçimde etkiler.

Kullanıcı bu saldırının hedefi olmasa bile, saldırının gerçekleştiği sistemin bir parçası olduğu sürece risk zincirinin içindedir.

Dolaylı Risk Nedir ve Neden Görülmez?

Dolaylı risk, kullanıcının bizzat işlem yaptığı bir noktada değil; güvendiği altyapının herhangi bir katmanında ortaya çıkan zafiyetlerin, kullanıcı varlıklarını veya davranışlarını etkilemesiyle oluşur. Truebit gibi altyapı protokolleri, çoğu zaman kullanıcı tarafından doğrudan fark edilmez. Kullanıcı bir arayüzle, bir uygulamayla ya da bir hizmetle etkileşime girer; ancak bu etkileşimin arkasında birden fazla protokol, sözleşme ve mekanizma çalışır.

Bu zincirin herhangi bir halkasında yaşanan sorun, kullanıcıyı şu şekillerde etkileyebilir:

  • Kullanıcının dolaylı olarak fon sağladığı bir sistemin zayıflaması
  • Güven duyulan bir ekosistemde algısal kırılma yaşanması
  • Aynı mimariyi kullanan başka protokollerin de sorgulanmaya başlanması
  • Piyasa davranışlarının ve likiditenin aniden değişmesi

Bu etkiler, çoğu zaman anlık değildir. Sessiz ilerler, gecikmeli ortaya çıkar ve kullanıcı farkına vardığında genellikle çok geç kalınmış olur.

“Ben Kullanmadım” Yanılgısı

Kullanıcıların sıkça düştüğü bir başka hata da şudur: “Bu protokolü hiç kullanmadım, o yüzden riskim yok.”

Oysa kripto ekosisteminde sistemler izole çalışmaz. Likidite havuzları, oracle’lar, doğrulama katmanları ve hesaplama protokolleri birbirine bağlıdır. Bir altyapı protokolünde yaşanan güvenlik açığı, doğrudan kullanıcının etkileşimde bulunduğu başka bir uygulamanın güvenliğini de dolaylı olarak zayıflatabilir.

Truebit vakasında da benzer bir durum söz konusu oldu. Saldırı, belirli bir protokolü hedef almış olsa da, tartışma kısa sürede daha geniş bir alana yayıldı:

  • “Bu tür altyapı protokollerinin güvenliği ne kadar sağlam?”
  • “Benzer mimariye sahip başka projeler var mı?”
  • “Bu tür riskler kullanıcıya nasıl yansır?”

Bu soruların gündeme gelmesi bile, kullanıcının içinde bulunduğu güven ortamının değiştiğini gösterir.

Kullanıcı Neden En Zayıf Halka?

Kripto ekosisteminde teknik güvenlik katmanları giderek güçlenirken, saldırıların önemli bir bölümü hâlâ insan davranışı üzerinden başarıya ulaşıyor. Bunun nedeni, kullanıcıların çoğu zaman güvenliği bir “özellik” olarak görmesi; bir süreç ya da sorumluluk alanı olarak ele almamasıdır.

Platformlar denetlenir, protokoller test edilir, kodlar güncellenir. Ancak kullanıcı tarafında şu varsayım sıklıkla korunur: “Bir şey yanlışsa, platform engeller.”

Truebit gibi vakalar, bu varsayımın ne kadar kırılgan olduğunu gösterir. Çünkü saldırı gerçekleştiğinde platform da çoğu zaman ancak olay olduktan sonra müdahale edebilir. Blockchain’in doğası gereği, geri dönüş çoğu zaman mümkün değildir. Bu noktada kullanıcıyı koruyacak olan tek şey, olaydan önce sahip olduğu farkındalık ve davranış disiplinidir.

Hack Sonrası Asıl Tehlike: Rahatlama Hissi

Paradoksal olarak, kullanıcılar bu tür hack’lerden sonra iki uç tepki verir:

  • Aşırı korku ve ekosistemden tamamen uzaklaşma
  • “Beni etkilemedi” diyerek tamamen rahatlama

İkinci tepki, uzun vadede çok daha tehlikelidir. Çünkü kullanıcıyı daha az dikkatli, daha az sorgulayıcı ve daha savunmasız hale getirir. Oysa hack vakalarının değeri, korkutmasında değil; öğretmesindedir.

Truebit hack’i, kullanıcıya şunu hatırlatır: Kriptoda güvenlik, yalnızca hangi platformu kullandığınla değil; o platformu nasıl kullandığınla ilgilidir.

Bu noktadan sonra mesele, bir protokolün hack’lenip hack’lenmediği değil; kullanıcının kendi güvenlik sınırlarını ne kadar bilinçli çizdiğidir.

Kriptoda Güvenlik Neden Teknikten Çok Bir Kullanıcı Davranışı Meselesidir?

Kripto ekosisteminde güvenlik çoğu zaman teknik bir problem olarak ele alınır: kodlar, denetimler, altyapılar ve protokoller konuşulur. Oysa pratikte yaşanan güvenlik olaylarının büyük bölümü, teknik sistemlerden ziyade kullanıcı davranışları üzerinden başarıya ulaşır.

Bunun temel nedeni, kriptonun kullanıcıya verdiği yetkidir. Geleneksel finans sistemlerinde birçok risk, aracı kurumlar ve merkezi yapılar tarafından filtrelenir. Kriptoda ise bu filtrelerin büyük bölümü doğrudan kullanıcıya devredilmiştir. Kullanıcı, kendi anahtarını yönetir, kendi işlemini onaylar ve çoğu zaman kendi riskini kendisi üstlenir.

Bu yapı, özgürlük sağladığı kadar sorumluluk da getirir. Teknik olarak güvenli bir sistemde bile, kullanıcı yanlış bir işlem onayladığında ya da riskli bir alışkanlığı sürdürdüğünde, sonuç geri döndürülemez olabilir. Bu nedenle kriptoda güvenlik, yalnızca “sistem ne kadar sağlam?” sorusuyla değil, “kullanıcı ne kadar bilinçli?” sorusuyla birlikte değerlendirilmelidir.

Truebit gibi hack vakaları, bu gerçeği net biçimde ortaya koyar: Kodlar kırılabilir, denetimler yetersiz kalabilir; ancak kullanıcı davranışı zayıfsa, en sağlam sistem bile savunmasız hale gelir.

Kullanıcıların Farkında Olmadan Sürdürdüğü Riskli Alışkanlıklar

Birçok kullanıcı güvenliği, yalnızca “bir sorun yaşandığında” hatırlanan bir konu olarak ele alır. Oysa risk, çoğu zaman olağan görünen alışkanlıkların içinde birikir. En yaygın örneklerden bazıları şunlardır:

Kullanıcıların büyük bölümü, imzaladığı işlemin ne anlama geldiğini tam olarak okumadan onay verir. “Blind signing” olarak bilinen bu alışkanlık, fark edilmeden yüksek yetkili işlemlere kapı aralayabilir. Benzer şekilde, uzun vadeli varlıklar ile günlük DeFi işlemlerinin aynı cüzdan üzerinden yapılması, tek bir hata anında tüm bakiyenin riske girmesine neden olur.

Bir diğer yaygın davranış ise verilen izinlerin unutulmasıdır. Kullanıcı, bir protokolle etkileşimi sona erse bile cüzdan erişimlerini iptal etmez. Bu durum, ilerleyen dönemde sessiz ve görünmez riskler yaratır. Aynı cihaz ve tarayıcının hem günlük internet kullanımı hem de kripto işlemleri için kullanılması da saldırı yüzeyini gereksiz yere genişletir.

Bu alışkanlıkların ortak noktası şudur: Hiçbiri tek başına “hata” gibi görünmez. Ancak bir araya geldiklerinde, kullanıcıyı teknik bir saldırıya gerek kalmadan savunmasız hale getirirler.

Bu nedenle kriptoda güvenlik, yalnızca nadir yaşanan hack’lere karşı değil; gündelik davranışlara karşı da inşa edilmelidir.

Kriptoda Güvenlik Neden Teknikten Çok Bir Kullanıcı Davranışı Meselesidir?

Kripto ekosisteminde güvenlik çoğu zaman teknik bir problem olarak ele alınır: kodlar, denetimler, altyapılar ve protokoller konuşulur. Oysa pratikte yaşanan güvenlik olaylarının büyük bölümü, teknik sistemlerden ziyade kullanıcı davranışları üzerinden başarıya ulaşır.

Bunun temel nedeni, kriptonun kullanıcıya verdiği yetkidir. Geleneksel finans sistemlerinde birçok risk, aracı kurumlar ve merkezi yapılar tarafından filtrelenir. Kriptoda ise bu filtrelerin büyük bölümü doğrudan kullanıcıya devredilmiştir. Kullanıcı, kendi anahtarını yönetir, kendi işlemini onaylar ve çoğu zaman kendi riskini kendisi üstlenir.

Bu yapı, özgürlük sağladığı kadar sorumluluk da getirir. Teknik olarak güvenli bir sistemde bile, kullanıcı yanlış bir işlem onayladığında ya da riskli bir alışkanlığı sürdürdüğünde, sonuç geri döndürülemez olabilir. Bu nedenle kriptoda güvenlik, yalnızca “sistem ne kadar sağlam?” sorusuyla değil, “kullanıcı ne kadar bilinçli?” sorusuyla birlikte değerlendirilmelidir.

Truebit gibi hack vakaları, bu gerçeği net biçimde ortaya koyar: Kodlar kırılabilir, denetimler yetersiz kalabilir; ancak kullanıcı davranışı zayıfsa, en sağlam sistem bile savunmasız hale gelir.

Kullanıcıların Farkında Olmadan Sürdürdüğü Riskli Alışkanlıklar

Birçok kullanıcı güvenliği, yalnızca “bir sorun yaşandığında” hatırlanan bir konu olarak ele alır. Oysa risk, çoğu zaman olağan görünen alışkanlıkların içinde birikir. En yaygın örneklerden bazıları şunlardır:

Kullanıcıların büyük bölümü, imzaladığı işlemin ne anlama geldiğini tam olarak okumadan onay verir. “Blind signing” olarak bilinen bu alışkanlık, fark edilmeden yüksek yetkili işlemlere kapı aralayabilir. Benzer şekilde, uzun vadeli varlıklar ile günlük DeFi işlemlerinin aynı cüzdan üzerinden yapılması, tek bir hata anında tüm bakiyenin riske girmesine neden olur.

Bir diğer yaygın davranış ise verilen izinlerin unutulmasıdır. Kullanıcı, bir protokolle etkileşimi sona erse bile cüzdan erişimlerini iptal etmez. Bu durum, ilerleyen dönemde sessiz ve görünmez riskler yaratır. Aynı cihaz ve tarayıcının hem günlük internet kullanımı hem de kripto işlemleri için kullanılması da saldırı yüzeyini gereksiz yere genişletir.

Bu alışkanlıkların ortak noktası şudur: Hiçbiri tek başına “hata” gibi görünmez. Ancak bir araya geldiklerinde, kullanıcıyı teknik bir saldırıya gerek kalmadan savunmasız hale getirirler.

Bu nedenle kriptoda güvenlik, yalnızca nadir yaşanan hack’lere karşı değil; gündelik davranışlara karşı da inşa edilmelidir.

Kullanıcı Güvenliği İçin Doğru Cüzdan ve İşlem Mimarisi Nasıl Kurulmalı?

Kriptoda güvenliği artırmak için karmaşık sistemler kurmak gerekmez. Çoğu zaman küçük ama doğru tercihler, kullanıcıyı büyük risklerden korur. İşte kullanıcıların nadiren bildiği ama fark yaratan bazı kritik noktalar:

Aynı cüzdan her iş için uygun değildir. Uzun vadeli varlıklar için kullanılan cüzdan ile DeFi, NFT ya da deneme işlemleri yapılan cüzdan aynı olmamalıdır. Ana cüzdan mümkün olduğunca “sessiz” kalmalı, günlük etkileşimlerden uzak tutulmalıdır.

Bir cüzdanın riski, en riskli işlem kadardır. Cüzdan güvenliği, içindeki en güvenli varlıkla değil; en riskli etkileşimle ölçülür. Bir kez riskli bir sözleşmeyle etkileşime giren cüzdan, artık “temiz” sayılmaz.

İmza vermek, para göndermekten daha tehlikeli olabilir. Birçok kullanıcı para göndermediği sürece güvende olduğunu düşünür. Oysa yüksek yetkili bir imza, cüzdanın tamamı üzerinde kontrol anlamına gelebilir. İmzanın içeriği anlaşılmıyorsa, işlem yapılmamalıdır.

Yetkiler kendiliğinden ortadan kalkmaz. Bir protokolü artık kullanmıyor olmak, verdiğin izinlerin iptal olduğu anlamına gelmez. Kullanılmayan yetkiler, saldırganlar için hazır bir kapı olabilir.

Cihaz güvenliği, cüzdan güvenliğinin parçasıdır. En güvenli cüzdan bile, riskli tarayıcı eklentileri veya sahte linklerle kullanılan bir cihazda savunmasız kalabilir. Kripto işlemleri için mümkünse ayrı bir tarayıcı profili kullanmak, riski ciddi ölçüde azaltır.

Küçük bakiyeler daha çok hedef olur. Saldırganlar her zaman büyük balıkları hedeflemez. Otomatik saldırılar için küçük ve orta bakiyeli cüzdanlar daha kolay ve sessiz hedeftir. “Bende az var” düşüncesi yanıltıcıdır.

Bu tür küçük önlemler, kullanıcıyı mutlak güvenli hale getirmez; ancak en yaygın ve sessiz risklerin büyük bölümünü devre dışı bırakır. Kriptoda güvenlik, karmaşık kurallardan çok, doğru alışkanlıklarla başlar.

Platform Güvenliği Nerede Biter, Kullanıcı Sorumluluğu Nerede Başlar?

Kripto ekosisteminde güvenlik, tek taraflı bir sorumluluk değildir. Platformlar; altyapı, saklama, izleme ve operasyonel kontrollerle güvenliği inşa eder. Ancak bu yapı, kullanıcının verdiği her kararı filtreleyemez. Blockchain’in doğası gereği, son onay noktası her zaman kullanıcıdır.

Bir platform ne kadar güçlü önlemler alırsa alsın, kullanıcı farkındalığı bu zincirin en kritik halkası olmaya devam eder. Yanlış bir imza, kontrol edilmeyen bir yetki ya da riskli bir alışkanlık, teknik olarak “güvenli” bir ortamda bile varlık kaybına yol açabilir. Bu noktada güvenlik, yalnızca sistemlerin değil; davranışların da konusu haline gelir.

Gerçek güven, platformların sunduğu koruma ile kullanıcıların bilinçli hareket etmesinin kesiştiği yerde oluşur. Bu denge kurulduğunda, kripto ekosistemi yalnızca daha güvenli değil; aynı zamanda daha olgun ve sürdürülebilir hale gelir.

Yazarın Notu

Kripto ekosisteminde yaşanan her güvenlik olayı, yalnızca teknik bir problem olarak okunmamalı. Hack’ler, çoğu zaman koddan önce davranışları; sistemlerden önce alışkanlıkları test eder. Bu yazının amacı, korku yaratmak ya da kullanıcıyı suçlamak değil; güvenliğin yalnızca platformların sunduğu bir özellik olmadığını, kullanıcı farkındalığıyla tamamlanan bir süreç olduğunu hatırlatmak.

Truebit vakası gibi olaylar, kriptoda riskin her zaman “görünen yerde” oluşmadığını gösteriyor. Sessiz kalan noktalar, çoğu zaman en kritik olanlardır. Bu nedenle güvenlik, bir kez öğrenilip kenara bırakılan bir konu değil; düzenli olarak gözden geçirilmesi gereken bir bakış açısıdır.

Yazar: Meltem Erdem
Editör: Gate TR Akademi Ekibi

Sorumluluk Reddi
* Yasal Uyarı 1: Bu içerik, yatırım tavsiyesi niteliğinde değildir. Dijital varlık alım-satımını teşvik etmeyi amaçlamaz, yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Kripto varlıklar yüksek risk içerir ve ciddi fiyat dalgalanmalarına maruz kalabilir. Yatırım kararı vermeden önce kendi finansal durumunuzu değerlendirmeli ve kararınızı bağımsız olarak vermelisiniz.
* Yasal Uyarı 2: Makalede yer alan veriler ve grafikler yalnızca genel bilgilendirme amacıyla sunulmuştur. Tüm içerikler özenle hazırlanmış olsa da, olası hata veya eksikliklerden dolayı sorumluluk kabul edilmez. Gate Akademi ekibi bu içeriği farklı dillere çevirebilir. Hiçbir çeviri makale, kopyalanamaz, çoğaltılamaz veya izinsiz dağıtılamaz.

Paylaş

İçindekiler

Saldırı Nasıl Gerçekleşti?

Neden Bu Açık Fark Edilmedi?

Saldırı Sonrası Ne Oldu?

Bu Hack Neden Önemli?

Bu Hack’te Kullanıcı Nerede Duruyor?

Dolaylı Risk Nedir ve Neden Görülmez?

“Ben Kullanmadım” Yanılgısı

Kullanıcı Neden En Zayıf Halka?

Hack Sonrası Asıl Tehlike: Rahatlama Hissi

Kriptoda Güvenlik Neden Teknikten Çok Bir Kullanıcı Davranışı Meselesidir?

Kullanıcıların Farkında Olmadan Sürdürdüğü Riskli Alışkanlıklar

Kriptoda Güvenlik Neden Teknikten Çok Bir Kullanıcı Davranışı Meselesidir?

Kullanıcıların Farkında Olmadan Sürdürdüğü Riskli Alışkanlıklar

Kullanıcı Güvenliği İçin Doğru Cüzdan ve İşlem Mimarisi Nasıl Kurulmalı?

Platform Güvenliği Nerede Biter, Kullanıcı Sorumluluğu Nerede Başlar?

Yazarın Notu

sign up guide logosign up guide logo
sign up guide content imgsign up guide content img
Sign Up

İlgili Makaleler

Tarihteki En Büyük 10 Kripto Hack
Yeni Başlayan

Tarihteki En Büyük 10 Kripto Hack

Bu makale, tarihteki en şok edici 10 kripto hack olayına derinlemesine bir bakış sunuyor. Ünlü hacker gruplarını, yaygın saldırı yöntemlerini ve kripto dünyasında kullanılan sofistike para aklama tekniklerini keşfedeceğiz. Ayrıca, geleneksel hackleme ile kripto hackleme arasında karşılaştırmalar yapacak ve yatırımcıların potansiyel risklerden kaçınmalarına yardımcı olacak değerli güvenlik ipuçları sunacağız.
2025-04-14 03:49:52
Neden Hackerlar Kripto Parada En Büyük Risklerden Biri Haline Geldi?
Orta Seviye

Neden Hackerlar Kripto Parada En Büyük Risklerden Biri Haline Geldi?

Kripto para endüstrisi, sektöre olan güveni aşındıran sık ve yıkıcı hacker saldırılarının damgasını vurduğu benzeri görülmemiş bir güvenlik krizi yaşıyor. Bu makale, teknik kusurlar, insan güvenlik açıkları, ekonomik teşvikler ve düzenleyici boşluklar dahil olmak üzere bu saldırıları yönlendiren çeşitli faktörleri ortaya çıkarmak için Bybit'ten 1,46 milyar dolarlık hırsızlık gibi son zamanlardaki yüksek profilli bilgisayar korsanlığı olaylarını ve geçmiş vakaları incelemektedir.
2025-04-18 12:05:09
Halka İmzaları (Ring Signatures) Nedir?
Orta Seviye

Halka İmzaları (Ring Signatures) Nedir?

Bir Yüzük İmzası, bir işlemin bir grup adına imzalandığı dijital bir imzadır. Bu, hangi grup üyesinin imzayı oluşturduğunu belirlemeyi hesaplama açısından imkansız hale getirir. Yüzük imzaları, Monero gibi gizlilik odaklı kripto paralarda göndericinin kimliğini gizlemek için kullanılır.
2025-04-14 03:42:48