Kripto para piyasalarındaki son gelişmeleri, öne çıkan projeleri ve yatırım fırsatlarını tek bir bültende keşfedin. Piyasa analizleri, önemli duyurular ve sektörel özetlerle kripto dünyasının nabzını tutun.
19.01.2026 / 23.01.2026
Kripto piyasaları, hem ideolojik hem de kurumsal düzlemde önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemden geçiyor. Ethereum’un kurucu ortaklarından Vitalik Buterin, ağın merkeziyetsizlik, gizlilik ve öz-egemenlik gibi temel değerlerinden ana akım benimsenme uğruna ödün verildiğini vurgulayarak bu gidişatın durdurulması gerektiğini savunurken, ekosistemin yeniden kullanıcı odaklı ve bağımsız bir yapıya yönelmesi çağrısında bulundu. Öte yandan kurumsal cephede Bitcoin’e olan güven güçlü biçimde sürüyor; Michael Saylor’un paylaşımları, Strategy’nin agresif Bitcoin biriktirme stratejisini daha da ileri taşıyabileceğine dair beklentileri artırdı. Bu tabloyu destekler nitelikte, kripto yatırım ürünlerine haftalık 2,17 milyar dolarlık giriş gerçekleşerek Ekim 2025’ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştı ve kurumsal risk iştahının yeniden güçlendiğini gösterdi. Piyasalarda dikkat çeken bir diğer gelişme ise 12 yıldır hareketsiz olan bir Bitcoin cüzdanının 84 milyon doları aşan transferi oldu; bu hareket, uzun vadeli yatırımcıların hâlâ arzın önemli bir bölümünü elinde tuttuğunu hatırlattı. Kurumsal ilginin derinleştiğinin bir başka göstergesi olarak Galaxy Digital’in 2026’da başlaması planlanan ve hem yükseliş hem düşüş senaryolarına oynayabilen yeni fon için 100 milyon dolar toplaması öne çıktı. Tüm bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, kripto piyasalarının 2026’ya yaklaşırken hem temel değerlerini yeniden tartıştığı hem de kurumsal sermaye açısından daha olgun ve çok boyutlu bir yapıya evrildiği görülüyor.

Ethereum’un kurucu ortaklarından Vitalik Buterin, ekosistemin bugünkü durumuna ilişkin çarpıcı bir değerlendirme yaptı. Buterin’e göre, Ethereum ağı merkeziyetsizlik, gizlilik ve kullanıcı öz-egemenliği gibi ağın kuruluş felsefesini oluşturan temel değerler, ana akım benimsenme hedefi uğruna zayıflatıldı ve bu eğilim artık sona erdirilmeli. Bu ifadeler, Buterin’in 2026 yılı için belirlediği stratejik önceliklerin merkezini oluşturuyor. Onun bakış açısına göre, Ethereum’un büyümesi sırasında yapılan tasarım fedakârlıkları, ağın özgün vizyonundan uzaklaşmasına neden oldu ve bu durumun topluluk tarafından tersine çevrilmesi gerekiyor. Buterin özellikle kullanıcıların daha doğrudan ve bağımsız bir şekilde ağ üzerinde kontrol sahibi olabilmesi, daha güçlü gizlilik özelliklerine sahip olması ve ara yüz bağımlılıklarından uzaklaşılması gerektiğini vurguluyor. Bu dönüşüm için önerilen yol haritasında, tam düğüm çalıştırmanın kolaylaştırılması, gizlilik odaklı ödeme mekanizmalarının geliştirilmesi ve Ethereum’un daha çok öz-egemenlik ve bağımsızlık ilkeleri üzerine inşa edilmesi yer alıyor. Buterin’in bu mesajı, mevcut tasarım yaklaşımının sadece büyümeye değil, aynı zamanda ağın temel prensiplerine de odaklanması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.

Kurumsal Bitcoin birikimiyle dikkat çeken Strategy Inc.’in Yönetim Kurulu Başkanı Michael Saylor, şirketin toplam Bitcoin rezervini daha da artırma niyetine yönelik güçlü bir işaret verdi. 18 Ocak’ta sosyal medya platformu X üzerinden paylaştığı grafik ve kısa mesajda “Bigger Orange” ifadesini kullanan Saylor’un gönderisi, piyasa analistleri tarafından önceki büyük Bitcoin alımlarından daha büyük bir satın alma operasyonunun sinyali olarak yorumlandı. Strategy, Ocak ayının başında yaptığı açıklamada, 5–11 Ocak tarihleri arasında yaklaşık 13,627 BTC’yi ortalama ~91.500 dolar civarından alarak rezervine eklemişti; bu alım şirketin toplam Bitcoin varlıklarını yaklaşık 687,410 BTC’ye taşımıştı. Saylor’un paylaştığı bu görsel, şirketin agresif alım stratejisini sürdüreceğine dair beklentileri güçlendiriyor ve yatırımcılar tarafından Strategy’nin Bitcoin pozisyonunu daha da artırmayı planladığına dair önemli bir işaret olarak değerlendiriliyor. Bu durum, özellikle kurumsal Bitcoin talebinin 2026’nın ilk aylarında da devam edeceğine işaret eden güçlü bir sinyal olarak kripto piyasasında yankı buldu.

Kripto varlık yatırım ürünleri, kurumsal ve nitelikli yatırımcı ilgisinin yeniden hız kazandığı bir haftayı geride bıraktı. Geçtiğimiz hafta kripto odaklı yatırım ürünlerine toplam 2,17 milyar dolar tutarında net giriş gerçekleşti. Bu rakam, Ekim 2025’ten bu yana kaydedilen en yüksek haftalık giriş olarak öne çıkıyor ve piyasalarda risk iştahının yeniden güçlendiğine işaret ediyor.Söz konusu artış, özellikle Bitcoin ve Ethereum odaklı ürünlerde yoğunlaşan talep ile dikkat çekiyor. Yatırımcıların, makroekonomik belirsizlikler ve küresel para politikalarına ilişkin beklentiler ışığında dijital varlıkları yeniden portföylerinde daha güçlü bir konuma taşıdığı görülüyor. Kripto varlıkların, hem alternatif bir değer saklama aracı hem de uzun vadeli büyüme potansiyeli sunan yatırım araçları olarak değerlendirildiği bu dönemde, haftalık girişlerin hız kazanması piyasa algısında önemli bir değişime işaret ediyor.
Uzmanlar, bu seviyedeki fon girişlerinin yalnızca kısa vadeli fiyat hareketlerinden kaynaklanmadığını, aynı zamanda kripto piyasasına yönelik kurumsal güvenin yeniden tesis edildiğini gösterdiğini belirtiyor. Özellikle regülasyon cephesinde daha net sinyallerin gelmesi ve büyük ölçekli yatırımcıların piyasaya geri dönmesi, bu ivmenin arkasındaki temel faktörler arasında yer alıyor.Bu gelişme, kripto piyasasının olgunlaşma sürecinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Yüksek hacimli girişler, piyasa likiditesini artırırken, aynı zamanda kripto varlıkların geleneksel finansal ürünlerle daha güçlü bir entegrasyon sürecine girdiğine dair beklentileri de güçlendiriyor.

Kripto piyasalarında nadiren görülen bir hareketlilik dikkat çekti. 12 yılı aşkın süredir aktif olmayan, uzun zamandır hareketsiz durumda bulunan bir Bitcoin cüzdanı, tek bir işlemle 909 BTC’yi yeni bir adrese taşıdı. Güncel piyasa değerleriyle bu transferin 84 milyon doların üzerinde bir büyüklüğe ulaştığı belirtiliyor.
Bu tür uyuyan cüzdan hareketleri, kripto topluluğu ve piyasa analistleri tarafından yakından takip ediliyor. Söz konusu Bitcoin’lerin, Bitcoin’in henüz çok erken dönemlerinde elde edildiği ve yıllar boyunca hiçbir işlem yapılmadan saklandığı tahmin ediliyor. Uzun bir aradan sonra gelen bu transfer, piyasalarda olası satış baskısı ya da varlıkların farklı bir güvenlik yapısına taşındığı yönünde çeşitli yorumlara neden oldu.Uzmanlara göre, bu tür büyük ölçekli hareketler her zaman satış anlamına gelmiyor. Cüzdan sahibinin varlıklarını daha güvenli bir adrese aktarması, saklama stratejisini güncellemesi veya miras ve kurumsal yapılandırma gibi nedenlerle transfer gerçekleştirmiş olması da olasılıklar arasında yer alıyor. Ancak transferin büyüklüğü ve cüzdanın geçmişi, bu işlemi kripto piyasası açısından dikkat çekici kılıyor.Tarihsel olarak bakıldığında, uzun süredir hareketsiz kalan Bitcoin’lerin yeniden hareketlenmesi, piyasa psikolojisi üzerinde kısa vadeli etkilere yol açabiliyor. Bu tür işlemler, Bitcoin’in erken dönem sahiplerinin hâlâ ciddi miktarda varlık tuttuğunu ve arzın önemli bir bölümünün uzun vadeli yatırımcıların elinde bulunduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Bu son transfer, Bitcoin’in yalnızca bir yatırım aracı değil, aynı zamanda uzun vadeli bir değer saklama aracı olarak da nasıl kullanıldığını gösteren çarpıcı örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.

ABD’li milyarder yatırımcı Mike Novogratz’a ait kripto varlık ve finansal hizmetler grubu Galaxy Digital, kripto piyasalarına yönelik yeni bir yatırım fonu için 100 milyon dolarlık sermaye topladı. Şirkete yakın kaynakların verdiği bilgilere göre fon, ağırlıklı olarak aile ofisleri, yüksek net değere sahip bireyler ve bazı büyük kurumsal yatırımcıların katkılarıyla oluşturuldu.Yeni fonun 2026 yılının ilk çeyreğinde faaliyete geçmesi planlanıyor. Galaxy Digital’in bu fon aracılığıyla, kripto varlık piyasalarında hem yükseliş hem de düşüş yönlü stratejiler uygulamayı hedeflediği belirtiliyor. Bu yapı, fonun yalnızca piyasa yükselişlerinden değil, aynı zamanda volatilite ve düşüş dönemlerinden de getiri elde edebilmesini mümkün kılıyor.Fonun dikkat çeken özelliklerinden biri, esnek yatırım stratejisine sahip olması. Galaxy Digital, kripto varlıkların yanı sıra türev ürünler ve farklı finansal enstrümanlar üzerinden pozisyon alabilecek bir yapı kurmayı amaçlıyor. Bu yaklaşım, kripto piyasalarının doğası gereği yüksek oynaklığa sahip olması nedeniyle, risk yönetimi açısından daha geniş bir manevra alanı sunmayı hedefliyor.
Şirket yönetimi, açıklanan 100 milyon dolarlık başlangıç sermayesinin nihai tutar olmayabileceğini de vurguluyor. Fonun lansman sürecine kadar ek finansal taahhütlerin gelmesiyle, başlangıç büyüklüğünün daha da artabileceği ifade ediliyor. Bu durum, kurumsal ve varlıklı yatırımcıların kripto varlıklara olan ilgisinin sürdüğüne dair önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
Galaxy Digital, uzun süredir kripto piyasalarında kurumsal yatırımcıları hedefleyen ürün ve hizmetler sunuyor. Yeni fonun da bu stratejinin bir parçası olarak, daha sofistike ve profesyonel yatırımcılara yönelik tasarlandığı belirtiliyor. Özellikle piyasanın farklı döngülerinde aktif yönetim anlayışıyla hareket edecek fonun, Galaxy Digital’in varlık yönetimi alanındaki konumunu güçlendirmesi bekleniyor.
Uzmanlara göre bu adım, kripto piyasalarının olgunlaşma sürecinde önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Büyük ölçekli fonların hem yükseliş hem de düşüş senaryolarını kapsayan stratejilerle piyasaya girmesi, kripto varlıkların giderek daha fazla geleneksel yatırım araçlarıyla benzer bir çerçevede ele alınmaya başlandığını gösteriyor. Galaxy Digital’in yeni fonu, 2026’ya yaklaşırken kurumsal kripto yatırımlarının seyrini etkileyebilecek önemli hamlelerden biri olarak değerlendiriliyor.

ABD ile Avrupa arasında ticaret ve jeopolitik gerilimlerin yeniden yükseldiği bir dönemde, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in Davos’ta yaptığı açıklamalar piyasalarda dikkatle izlendi. Bessent, Danimarka merkezli bir emeklilik fonunun ABD Hazine tahvillerinde gerçekleştirdiği satışa ilişkin yöneltilen soruya, bu hamlenin ABD açısından anlamlı bir etkisi olmadığını açık bir dille ifade etti. Bakan, Danimarka’nın ABD’ye yaptığı yatırımların ve söz konusu tahvil satışının, ülkenin ekonomik büyüklüğü ve ABD tahvil piyasasının derinliği dikkate alındığında “alakasız” olduğunu vurguladı.
Bessent’in açıklamaları, Davos’ta gerçekleştirilen yoğun temaslar sırasında geldi. Kendisine, yaklaşık 100 milyon dolar değerinde ABD Hazine tahvili satan Danimarka emeklilik fonu AkademikerPension ile ilgili sorular yöneltildi. Bakanın verdiği yanıt, ABD yönetiminin bu satıştan kayda değer bir endişe duymadığını açıkça ortaya koydu. ABD Hazine tahvilleri piyasasının trilyonlarca dolarlık büyüklüğüne işaret eden Bessent, bu tür sınırlı ölçekli satışların piyasalar üzerinde yapısal bir etkisi olmadığı mesajını verdi.Bu açıklamalar, küresel piyasaların zaten yüksek tansiyon altında olduğu bir ana denk geldi. İkinci başkanlık döneminde bulunan ABD Başkanı Donald Trump, sekiz Avrupa ülkesine yönelik yeni gümrük tarifeleri tehdidinde bulundu. Trump, 1 Şubat itibarıyla yüzde 10 oranında başlayacak gümrük vergilerinin, gerek görülmesi halinde yüzde 25 seviyesine kadar yükseltilebileceğini açıkladı. Bu sert çıkışın arka planında ise Avrupa’nın Grönland konusundaki tutumunun yer aldığı ifade edildi. Trump yönetimi, Avrupa ülkelerinin bu konuda geri adım atmamasını ekonomik yaptırımlar için gerekçe olarak gösteriyor.
Söz konusu açıklamaların ardından piyasalarda sert dalgalanmalar yaşandı. Küresel hisse senedi piyasalarında satış baskısı artarken, tahvil piyasalarında da fiyatlar geriledi ve getiriler yükseldi. Yatırımcılar, hem ticaret savaşlarının yeniden alevlenme ihtimalini hem de transatlantik ilişkilerde artan belirsizliği fiyatlamaya başladı. Bu ortamda Danimarka’daki emeklilik fonunun gerçekleştirdiği tahvil satışı, sembolik değeri nedeniyle dikkat çekse de, ABD tarafında sistemik bir risk olarak değerlendirilmedi.Uzmanlara göre ABD Hazine Bakanı’nın bu kadar net bir tavır sergilemesi, Washington’un tahvil piyasasına olan güvenini ve ABD borçlanma kapasitesine duyduğu inancı yansıtıyor. ABD Hazine tahvilleri, küresel finans sisteminin temel dayanaklarından biri olmaya devam ederken, sınırlı ölçekli satışların piyasanın genel dengelerini bozması beklenmiyor. Buna karşın, artan jeopolitik gerilimler ve ticaret politikalarındaki sertleşme, önümüzdeki dönemde piyasalardaki oynaklığın yüksek seyretmeye devam edebileceğine işaret ediyor.
Sonuç olarak, Danimarka merkezli fonun tahvil satışı tek başına büyük bir anlam taşımıyor olsa da, ABD–Avrupa ilişkilerindeki gerilim, ticaret tehditleri ve siyasi söylemler küresel piyasalar açısından belirleyici olmaya devam ediyor. Scott Bessent’in açıklamaları ise ABD yönetiminin bu süreçte finansal piyasalara “soğukkanlılık” mesajı vermeye çalıştığını gösteriyor.


