Bitcoin (BTC), enerjinin değer çıpası olarak konumlanırken; yapay zekâ (AI) hesaplama gücü, enerjinin üretken biçimde kullanılmasını sağlıyor. Sanayi devriminin tarihsel dinamiklerinden ilham alan bu makale, GENIUS Act sonrasında AI compute, BTC, stablecoin’ler ve RWA’lerin (Real World Assets - Gerçek Dünya Varlıkları) nasıl iç içe geçtiğini sistematik biçimde analiz ediyor. Ayrıca, akıllı dijital dönüşüm çağında “yeni altın” ve “yeni petrol” kavramlarının ardındaki endüstriyel mantığı ve uzun vadeli yatırım stratejilerini ele alıyor.
“Yalnızca Edwin Drake gibi çok az insan, farkında olmadan insanlık tarihini yeniden şekillendiren bir çağ başlatmıştır. Onun matkabı yalnızca toprağı değil, modern sanayi medeniyetinin atardamarını da delmiştir.”
1859 yılında Pennsylvania’nın çamurlu arazilerinde Albay Edwin Drake alay konusu oluyordu. O dönemde dünyanın aydınlatma ihtiyacı giderek azalan balina yağına dayanıyordu. Drake ise “petrol”ün yer altından ölçeklenebilir biçimde çıkarılabileceğine inanıyordu — bu fikir saf bir delilik olarak görülüyordu. Ancak ilk siyah sıvı fışkırdığında, petrol yalnızca balina yağının yerini almakla kalmadı; önümüzdeki iki yüzyıl boyunca küresel güç dengelerinin, jeopolitiğin ve etki alanı mücadelesinin temelini oluşturdu. İnsanlık bir kırılma noktasına ulaştı: Eski servet ticaret ve denizcilikle şekillenirken, yeni servet demiryolları ve enerjiyle yükseldi.
2025’te benzer bir paradigma değişimine tanıklık ediyoruz. Bu kez çılgınlık, silikon çipler üzerinden akan hesaplama gücünde yoğunlaşıyor; yeni “altın” ise blokzincirlere kazınmış kodlar. Bu yeni “altın” ve “petrol” formları, üretkenlik ve değer saklama kavramlarını yeniden tanımlıyor. 2025’e dönüp bakıldığında, piyasalar benzeri görülmemiş bir volatilite yaşadı. Trump’ın agresif gümrük tarifeleri küresel tedarik zincirlerini yer değiştirmeye zorladı ve enflasyon sert biçimde geri döndü. Jeopolitik belirsizlik ortamında altın 4.500 doların üzerine çıktı. Kripto piyasaları yılın başında GENIUS Act ile desteklenirken, ekim ayında kaldıraçlı pozisyonların çözülmesiyle sert likidasyonlar yaşadı.
Makro karmaşanın ötesinde, AI hesaplama gücü etrafındaki konsensüs hızla şekilleniyor. “AI’ın su satıcısı” olarak görülen NVIDIA, ekim ayında 5 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaştı. Google, Microsoft ve Amazon bu yıl AI altyapısına toplamda yaklaşık 300 milyar dolar yatırım yaptı. xAI, yıl sonuna kadar bir milyon GPU’luk bir küme kurma yolunda ilerleyerek hesaplama gücünde kritik bir eşik noktasına işaret etti. Musk’ın xAI’ı, Memphis’te altı aydan kısa sürede dünyanın en büyük AI veri merkezini inşa etti ve yıl bitmeden bir milyon GPU’ya ulaşmayı hedefliyor.
Bridgewater Associates’in kurucusu Ray Dalio’nun meşhur sözüyle, “Piyasa bir makine gibidir — nasıl çalıştığını anlayabilirsiniz ama davranışını asla tam olarak tahmin edemezsiniz.” Makro ortam belirsizliğini korurken, AI’nın ABD hisse senetleri için ana uzun vadeli büyüme motoru olduğu tartışmasız. Önümüzdeki on yılda AI, hükümetlerden şirketlere ve bireysel kararlara kadar her alanda piyasa makinesinin en kritik dişlisi olacak.
“AI balonu” tartışmaları sürerken, kurumlar değerlemelerin şiştiği konusunda uyarıyor. Morgan Stanley Research, 2025’te AI yatırımlarındaki artışın teknoloji hisselerinin değerlemelerini yukarı taşıdığını, ancak verimlilik kazanımlarının geride kaldığını belirtti, bu ayrışma 1990’lardaki internet balonunu anımsatıyor.
Ancak gerçek net: AI destekli verimlilik devrimi artık somut gelir üretme aşamasına girdi. AI yalnızca büyük teknoloji şirketlerinin hikâyesi olmaktan çıktı; verimlilik artışları ve maliyet optimizasyonu artık teknoloji dışı sektörlerde de kârlılığı ve üretkenliği artırıyor. Bunun bedeli ise ağır: İş gücü piyasasında ciddi bir dönüşüm yaşanıyor. AI, özellikle giriş seviyesi beyaz yaka pozisyonlarını hızla ikame ediyor. Rutin yazılım geliştirme, muhasebe, denetim, junior danışmanlık ve hukuki işler AI tarafından devralınmaya en açık alanlar.
AI uygulamaları derinleştikçe, sağlık, eğitim ve perakende sektörlerinde de işsizlik riskleri artıyor. ABD yatırım çevrelerinde karanlık bir espri dolaşıyor: Yazılım mühendisleri yakında bugünün inşaat mühendislerine benzeyebilir. Elon Musk’ın da uyardığı gibi, AI eninde sonunda herkesin işini değiştirebilir. Ancak bu, yeni bir sanayi çağının — “dijital zekâ çağının” başlangıcına işaret ediyor.
AI dalgası kavramsal aşamadan sektör genelinde benimsenmeye geçerken ve piyasa MAG7’yi (ABD’nin yedi büyük teknoloji devi) fiyatlamışken, bir sonraki büyüme nereden gelecek? Goldman Sachs stratejisti Ryan Hammond’un “dört aşamalı AI yatırım modeli” bu soruya bir çerçeve sunuyor: AI yatırımları sırasıyla çipler, altyapı, gelir yaratımı ve verimlilik artışı aşamalarından geçecek.
Şu anda AI sektörü “altyapı genişlemesi”nden “uygulama dağıtımı”na, yani 2. aşamadan 3. aşamaya geçiyor. AI altyapısına olan talep hızla artıyor:

Bu sırada üretken AI uygulamaları pazarı da patlama yaşıyor ve 2032’ye kadar 1,3 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Kısa vadede eğitim altyapısı %42 yıllık bileşik büyüme oranıyla öne çıkarken, orta ve uzun vadede büyüme LLM inference cihazlarına, dijital reklama, dikey yazılımlara ve hizmetlere kayacak.
Goldman Sachs’ın son makro görünümüne göre 2026, AI yatırımlarının getirisinin “gerçekleştiği yıl” olacak. AI, S&P 500’deki teknoloji dışı şirketlerin %80’i için anlamlı maliyet düşüşleri sağlayacak. Bu da AI’nın bilançolarda “potansiyel”den “performans”a geçip geçemeyeceğini test edecek.
Eğer AI hesaplama gücü dijital zekâ çağında üstel üretkenliği besleyen “yeni petrol” ise, Bitcoin de değerin nihai çıpası olan “yeni altın”dır.
AI, bağımsız bir ekonomik varlık olarak insan bankacılık sistemine ihtiyaç duymaz; yalnızca enerjiye ihtiyaç duyar. BTC ise saf bir “dijital enerji rezervuarı”dır. Gelecekte AI ekonomiyi beslerken, BTC onun değerini çıpalayacaktır. BTC arzı, enerji tüketimine dayalı Proof-of-Work (PoW) ile belirlenir — bu, AI’nın özüne birebir uyar: elektriği zekâya dönüştürmek.
Bloomberg: Üretken yapay zekanın önümüzdeki on yıldaki büyüme tahmini. Kaynak: Bloomberg
AI compute, maliyeti elektrik olan ve değeri algoritmik verimlilikle belirlenen tüketilebilir bir üretkenlik varlığıdır. BTC ise enerjiyi parasallaştıran, merkeziyetsiz bir değer saklama aracıdır ve küresel hesaplama gücünü zaman ve mekân içinde doğal olarak dengeler. AI istikrarlı enerji isterken, BTC madenciliği şebekedeki fazla elektriği emer. “Talep yanıtı” sayesinde BTC madenciliği elektrik şebekesini dengeler: Enerji bolken (güneş/rüzgâr zirveleri) hesaplama gücü fazlayı emer; enerji kıtken (AI yükleri zirve yaparken) madencilik anında durabilir ve enerji yüksek değerli AI kümelerine aktarılır.
ABD’de 2025’te kabul edilen GENIUS Act ile dolar dijital dönüşüme giriyor. Stablecoin’ler, doların “on-chain uzantısı” olarak federal düzeyde düzenleniyor. Bu yasa, zincir üzerindeki ABD Hazine tahvillerine trilyon dolarlık bir likidite havuzu açarken; AB, Birleşik Krallık, Singapur ve Hong Kong gibi bölgeler için de bir regülasyon modeli sunuyor.
Bu uyum çerçevesi, RWA (Gerçek Dünya Varlıkları) pazarına güçlü bir ivme kazandırıyor. Regüle edilmiş stablecoin’ler küresel likiditeyi artırıyor, sınır ötesi takas ve ticareti kolaylaştırıyor. Gayrimenkul, tahvil, sanat eserleri ve diğer RWA’ler için on-chain ödemelerde stablecoin’ler ana araç hâline geliyor.
AI compute varlıkları — yüksek maliyetli, istikrarlı getirili ve ağır varlıklar — doğal olarak on-chain dijital yönetime uygun. GPU bulut hesaplama, AI inference kaynakları ve edge compute kullanımı; akıllı kontratlar aracılığıyla fiyatlanabilir, kiralanabilir ve verimliliği ölçülebilir. Bu sayede hesaplama gücü; kiralama, gelir paylaşımı, transfer ve teminatlandırma süreçleriyle on-chain finansal altyapıya taşınır. Zincir üzerindeki veriler şeffaflık ve doğrulanabilirlik sağlar; sermaye kilitlenmesini ve atıl kapasiteyi azaltır.
Nasıl ki iki yüzyıl önce petrol keşifleri Wall Street’te petrol ticaretini doğurduysa, RWA olarak standartlaştırılmış AI compute da finansal bir varlık hâline gelerek on-chain finansman, ticaret, kiralama ve dinamik fiyatlama imkânı sunacak. Böylece yeni bir “hesaplama sermaye piyasası” ortaya çıkacak.
AI günlük hayatın içine tamamen entegre oldukça, üretkenlik konsensüsü hesaplama gücü üzerinden; değer saklama konsensüsü ise BTC’nin aşırı likiditesi üzerinden şekillenecek.
Gelecek döngülerde en değerli şirketler, ya üretkenliği ya da varlık tarafını kontrol edenler olacak. Bulut servis sağlayıcıları, “BTC değer saklama konsensüsü” ile “AI üretkenlik konsensüsü”nün kesişim noktasında yer alıyor. Dijital ekonominin yüksek enerjili yakıtı compute ise, bulut servisleri bu yakıtı dağıtan akıllı boru hatlarıdır.

Küresel yapay zeka bulut hizmetleri pazarı tahmini. Kaynak: Frost & Sullivan
Microsoft, Amazon, Google, xAI ve Meta — yani “Hyperscaler”lar — bu alanın başlıca oyuncuları. IAAS (Infrastructure as a Service) temel iş modelleriyle pazarın büyük bölümünü kontrol ediyorlar. CoreWeave ve Nebius gibi NeoCloud oyuncuları ise yüksek performanslı AI eğitim ve inference’a odaklanarak daha esnek ve düşük gecikmeli çözümler sunuyor.
Dikkat çekici bir nokta: Birçok büyük AI compute sağlayıcısının kurucu ekipleri kripto madenciliğinden geliyor. Madencilikten AI compute’a geçiş bir sıçrama değil; altyapı, enerji ve donanım yönetimi yetkinliklerinin stratejik bir yeniden kullanımı.
Bu tablo, “çifte konsensüs” tezinin gerçek dünyadaki karşılığıdır: BTC enerjinin değerini çıpalarken, AI enerjinin üretken kullanımını temsil eder. “Hesaplama gücü para birimi” çağı beklenenden daha hızlı ve yıkıcı biçimde yaklaşıyor. Dijital zekâ çağında üretkenliğin yakıtı petrolden compute’a, değer konsensüsünün temeli ise altından BTC’ye kayıyor.
Bugün, 1859’daki Pennsylvania çamurlarında duran izleyiciler gibiyiz. Bir matkabın nasıl yeni bir sanayi çağını başlatacağını hayal edememişlerdi. Şimdi ise küresel veri merkezlerine uzanan fiber kablolar, sessizce yeni bir çağın atardamarlarını inşa ediyor. Compute ve BTC’ye erken yatırım yapanlar, bir sonraki döngünün “yeni petrol baronları” olacak.
Bu makale, Block Beats kaynağından alıntılanmıştır. Telif haklarına ilişkin sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.


