Bu makale, trading’in tahmin değil olasılık oyunu olduğunu; sonuçlara değil sürece, kesinliğe değil disipline odaklanmanın neden kritik olduğunu anlatıyor.
Çoğu trader; yeterli stratejiye, indikatöre ya da bilgiye sahip olmadığı için değil, trading’in ne olduğunu yanlış anladığı için başarısız olur.
Mark Douglas, Trading in the Zone kitabında trading’in tahmin, kesinlik ya da “haklı çıkma” meselesi olduğu fikrini temelden sarsar. Ona göre piyasa, tek tek işlemler bazında belirsizliğin hâkim olduğu olasılıksal bir ortamdır ve avantajlar (edge) ancak zaman içinde, tekrar yoluyla ortaya çıkar. Bu yüzden deneyimli trader’lar Douglas’ın yaklaşımını tek bir cümleyle özetler: “Trading, bir desen tanıma ve sayılar oyunudur.”
Bu makale, bu ifadenin gerçekte ne anlama geldiğini ve yanlış anlaşılmasının, sağlam görünen trading sistemlerini nasıl sessizce sabote ettiğini açıklıyor.
Douglas’ın en temel ve net iddiası şudur: Bir sonraki hareketin ne olacağını bilmiyorsun — ve bilmek zorunda da değilsin.
Piyasalar, tekil işlemler düzeyinde belirsizdir. Hiçbir formasyon, indikatör ya da haber akışı bir sonraki sonucu garanti etmez. Bir setup’tan kesinlik beklemek; korkunun, tereddüdün ve duygusal müdahalenin asıl kaynağıdır.
Douglas’a göre trading, bir sonraki hareketi öngörmek değil; belirsizlik içinde doğru şekilde hareket edebilme becerisidir.
Douglas, desen tanımayı küçümsemez. Aksine, trader’ların zaten işe yarayan setup’lara sahip olduğunu varsayar.
Düzelttiği şey, trader’ların bu desenlerle kurduğu ilişkidir. Bir desen şu anlama gelmez:
Bir desen yalnızca şunu ifade eder: Bu yapı, geçmişte istatistiksel bir avantaj üretmiştir. Hepsi bu.
Desenler sonucu değil, olasılığı tanımlar. Trader belirli bir sonucu duygusal olarak beklemeye başladığı anda, artık avantajı trade etmeyi bırakır ve egosunu savunmaya başlar.
Trading in the Zone’daki en kritik ayrımlardan biri şudur:
Geçerli bir avantaj, arka arkaya beş kez kaybettirebilir. Bu, avantajın bozulduğu anlamına gelmez; yalnızca trader’ın kesinlik beklentisinin ihlal edildiğini gösterir.
Douglas’a göre trader’lar performansı, casinoların baktığı şekilde değerlendirmelidir:
Kâr, haklı olmaktan değil; beklenen değer × tekrar ilişkisinden doğar.
Douglas bu cümleyi sürekli tekrar eder: Her şey olabilir.
Çoğu trader bunu tehdit olarak algılar. Douglas ise tam tersini kasteder.
Bir trader bunu gerçekten kabullendiğinde:
Rastgeleliği kabul etmek kötümserlik değildir. Özgürlüktür. Kesinlik beklentisi terk edildiğinde, uygulama kalitesi artar.
“The zone” çoğu zaman mistik ya da aşırı odaklı bir hâl olarak yanlış anlaşılır.
Douglas bunu çok daha sade tanımlar. Zone’da olmak şu anlama gelir:
Trader, bir sonraki işlemi hislerine göre değil; planı öyle söylediği için alır. Zone, belirsizlik altında sürece sadakattir.
Douglas bunu bir slogan olarak pazarlamaz. Ancak düşünce yapısının matematiği nettir:
Bu yüzden deneyimli trader’lar dersi şöyle özetler: Trading, bir desen tanıma ve sayılar oyunudur. Tahmin değil. Sezgi değil. İnanç ya da kanaat değil. Olasılık, tekrar ve disiplin.
Birçok trader Douglas’a zihinsel olarak katılır, ancak duygusal olarak sonuçlarını reddeder.
Hâlâ şunları yaparlar:
Yani olasılıklara inanırlar, ama sonuçların tahmin edilebilir olması gerektiği gibi davranırlar. Douglas’ın çalışması daha iyi setup bulmakla ilgili değildir.
Setup’ınız varken doğru düşünmeyi öğrenmekle ilgilidir.


